BÜTÜN İNSANLIĞIN GÖZ BEBEĞİ OLAN ÇOCUKLARIMIZ

[su_quote]Bırakalım sevdayla büyüsünler

Serpilip gelişsinler fidan gibi

Senin benim hiç kimsenin değil

Bütün bir yeryüzünündür onlar

Bütün insanlığın gözbebeği[/su_quote] Her 23 Nisan’da, Ataol Behramoğlu’nun, “Bebeklerin Ulusu Yok” adlı şiirindeki şu dizeler aklıma gelir. Senenin bir günü, her 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda gözlerimi ekrandan ayıramam. Renkli kıyafetleriyle çocukların ekrandaki cıvıl cıvıl görüntüsünü izlemek büyük bir mutluluk verir bana. Dünyanın birçok ülkesinden gelen çocukların, her yıl Türkiye’de buluşması, kardeşçe bayramlarını kutlamasından daha anlamlı bir şey olamaz.
Bir çocuğu yetiştirmek, onu hayata hazırlamak sanıldığı kadar kolay değil. Bebeklik, çocukluk ve ergenlik sürecinin sonunda ayaklarının üzerinde durmayı öğrenmek, hayat mücadelesi için gerekli bilgi ve beceriyle donanmak, etnik ve mezhepsel kimliklerle değil mesleğiyle, hayata kattığı değerle övünür olmak son derece önemli.
“Abi ne iş olursa yaparım” diyen insanlara çağdaş, gelişmiş toplumlarda rastlamak mümkün değil. Ne yazık ki bizim toplumumuzda sayıları çok fazla. Hayata hazırlanırken kendilerine, kişilik ve zeka yapılarına uygun mesleklerde başarılarını gösterip insanlığa hizmet etmeyi amaç edinmemiş, kısa yoldan veya başkalarının sırtından bir yere gelmeyi amaç edinmiş ve içinde insan sevgisi olmayan insanların ‘’abi ne iş olursa yaparım’’ diyerek işe girdikten sonra hiçbir şey yapamadığı gibi yapanların da işine engel olması hem kendisine hem de içinde bulunduğu topluma en büyük zarardır. Özgür düşünceyle yetiştirilmiş, kendinden emin ve kendi ayaklarının üzerinde durmasını bilen çocuklar gelecekte o toplumun da ayakta durmasında temel değer olacaklardır.
Fotoğrafa baktığım zaman yere hüzünle bakan ve başı önüne eğik duran bir çocuk ile özgürlüğün, barışın simgesi güvercini görüyorum. Seneler önce, Richard Bach’ın “Martı” adlı romanını okumuştum. Fotoğraftaki güvercin ve çocuk, bana, Bach’ın bu önemli eserindeki mesajları hatırlatıyor. Bach, bu eserinde Jonathan adlı martının hayatı üzerinden özgür ruhlu olmayı, fark yaratmayı, mücadeleyi sevmeyi, umutlu olmayı, güzel şeyler için bedel ödemeyi göze almak gerektiğini anlatıyor. Bütün insanlığın gözbebeği olan çocuklarımızı, sevgi ve huzur eşliğinde bu özellikleri kazanmış bir birey olarak yetiştirirsek, onlara çok şey kazandırmış olacağımıza inanıyorum.
Dünyanın bütün çocuklarına, barış içerisinde, özgür düşüncenin hakim olduğu, kendi ayaklarının üzerinde durabildiği, insanlığa hizmet etmeyi amaç edindikleri bir ömür boyu güzel ve güneşli günler diliyorum.

En Son Yazılar: