MERAK ETMEK

[su_row][su_column size=”1/2″][/su_column] [su_column size=”1/2″ class=”sevgi”]Haberin var mı taş duvar?

Demir kapı, kör pencere,

Yastığım, ranzam, zincirim,

Uğruna ölümlere gidip geldiğim,

Zulamdaki mahzun resim,

Haberin var mı?

Görüşmecim yeşil soğan göndermiş,

Karanfil kokuyor cigaram

Dağlarına bahar gelmiş memleketimin…[/su_column] [/su_row]

 

Ahmet Arif’in ‘’İçerde’’ isimli şiirinde ‘’Haberin var mı’’ cümlesi günlük hayatta merak ettiklerimiz için sıklıkla kullandığımız bir cümle. Ne olup bittiğini merak eder ve bazen merakımızı gidermek adına etrafımıza sorarız. Haberdar oldukça, merakımızı giderdikçe yaşamdan keyif alıp rahatladığımızı hissederiz. Hayata bağlanmanın, hayatla ilgili olmanın yollarından biridir merak etmek.

 

Meraksız insan hayata küsmüş gibidir. Etrafına ilgi göstermemek, soru sormamak, heyecansız davranış sergilemek meraksız ve hayata küskün olmanın göstergeleridir. Meraklı insan, neden, nasıl, niçin sorularını sever. Hayatı, insanları, nesneleri daha iyi tanımak isteyen birisi meraklı olmak zorundadır.

Odaklanmak, ayrıntılara dikkat etmek meraklı insanın sevdiği, ilgi gösterdiği bir şeydir.

 

Merak nasıl bir özelliğe sahip? Merakın büyükler için faydaları nedir? Merak ile başarı arasında nasıl bir ilişki var?

 

Bu sorulara Aytül Farquharson şu cevapları veriyor: “Esasen merak çocukça bir özellikten başka bir şey değil. Çocuğu olan veya gözleyen herkesin bildiği gibi dili çözülen çocuğun tek bir görevi vardır; soru sormak. Ne, neden, nasıl? Üstelik bu soruların arkası tatmin edici bir cevap alana kadar da kesilmez. İşte araştırmalar merakın büyükler için de çok faydalı bir kişilik özelliği olduğunu gösteriyor. Daha çok dışa dönük kişilikleri tanımlamada kullanılan bir özellik.

 

Meraklı kişiler sürekli yeni tecrübelere açıklar ve bu tecrübelerden sadece zevk almakla kalmayıp kendilerini zorlayacak ve büyümelerine neden olacak fırsatları kolluyorlar. Bu ister yeni bir dostluk ister yeni bir ilgi alanı olsun fark etmiyor.

 

Aslında hepimiz sınırsız miktarda merakla doğuyoruz ama zaman içinde bu merak duygusu yok oluyor. Çünkü zaman içinde anksiyete ile merak arasında bir savaş doğuyor. Merak etme içgüdümüz çevremize uyma, etraftan beklenileni yapma öğretisine, daha da ötesi ‘etraf ne der?’ kaygısına yenilmeye başlıyor. İşte ‘etraf ne der’ kaygısı o küçük insanın beyninin en önemli yaratıcı parçasını geri dönüşsüz şekilde köreltmeye başlıyor. Büyüyen çocuk soru sormayı kesiyor. Nasıl kesmesin? Kısa sürede, o safça soruları sormaya devam ederse aptal damgasını yiyeceğini öğreniyor. Ve yetişkin çağa vardığında da merakın yerinde yeller esiyor… Araştırmalar başarılı kişilerin büyük ölçüde merak duygusunu ayakta tutmayı başarabilmiş kişiler olduğunu gösteriyor…”

 

Fotoğrafa baktığımda, insanlardaki merak duygusunun hep birlikte nasıl heyecan yarattığını görüyorum. Suda gördükleri bir şeyi yakalayabilmek veya yakından görebilmek adına heyecanla tahta iskeleye uzanışları dikkatimi çekiyor.

 

Hayat çok sayıda güzelliklerden oluşan bir zenginliğe sahip. Merak eşliğinde farkı fark ederek bu güzellikleri keşfetmeliyiz. Bunu yaptığımız ölçüde biz de sevgi ve yaşama tutunma adına zenginleşiriz.

En Son Yazılar: