MÜZİK VE HAYAT

MÜZİK VE HAYAT

Ah bu türküler, köy türküleri

Olgun bir karpuz gibi yarılır içim

Kan damlar ucundan, mürekkep değil

İşte söz, işte ses, işte biçim

 

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun ‘’Türküler Dolusu ‘’ isimli şiirinde belirttiği gibi türküdeki söz ve bunun anlamı, o sözü söyleyen sesin güzelliği ve o ses eşliğinde söylenen sözlerin müzik şeklinde ruhumuzu derinden etkilemesi bazen içimizi karpuz gibi yararak bir yerlere götürüyor.

Mevlana, “müziksiz hayat hiçe benzer, müzik kalbin ve ruhun gıdasıdır o gıdadan kimse mahrum kalmasın” demiştir. Müziksiz bir hayatın çöle benzediğine inananlardanım.

Çağdaş ve gelişmiş toplumlarda hayatın anlamı iş, ev, araba, futbol merakı ve alışverişten ibaret değildir. Bu toplumlarda hayata kalite katan faktörlerin başında müzik gelir. İyi bir müzik dinleyicisi olmak kadar bir müzik aletini çalabilecek beceriye sahip olmak çağdaş gelişmiş toplumların en önemli özelliğidir. Bu açıdan kendi toplumumuza baktığımızda karşılaştığımız gerçek, üzüntü vericidir.

Mustafa Öztürk’e göre; “…Müzik, gözle görülmeyen ancak ritimlerle dile getirilen içindeki aktivasyonlarla insanların ya da hayvanların müzik anlama kabiliyetlerini geliştirecek düzeyde olan ahenktir… Kişi müzik dinleme alışkanlığına değinmemişse ya da müzik dinleme yetisine sahip değilse hayatındaki birtakım olayları analiz edebilmek için müzikten mahrum kaldığı için moral gücü kötüdür.

Kişi yorgun, canı sıkılmış, bitkin ise müzik dinlediğinde morali, yeniden yerine geliyorsa müzik o kişi için hayatta vazgeçilmez bir unsurdur. Vücudumuzun besine, gıdaya, proteine, kalsiyuma nasıl ihtiyacı varsa ruhumuzun da müziğe ihtiyacı var.

Bir de müziği anlayarak ve hissederek dinleyenler olduğu gibi müziği anlamadan ve hissetmeden dinleyenler var.  Ama anlamadan dinlediği müzik kişide herhangi bir çağrışım yapmaz, çağrışım yapmadığı gibi de o müzik, müzik olmaktan çıkar. Müziği ahengine göre dinleyen kişide öyle çağrışımlar meydana gelir ki o müzik onu mutlu eder.

Fotoğrafa baktığımda müziği saz ve gitarın çıkardığı seslere indirgediğimizi düşünüyorum. Hayatın içinde flüt, keman, kanun, arp, ud, ney, saksafon, piyano gibi başka müzik aletleri ve bunların çıkardığı seslerinde olduğunu unutmamalıyız. Hangi müzik aletinin sesinin çıktığı önemli değil, önemli olan o müzik aletini kullananın fotoğraftaki genç bayanın yüz ifadesinde görüldüğü gibi müzisyen tarafından hissederek ve hissettirerek sesini çıkartmaktır.

Çocuklarımıza veya bir sevdiğimize sıradan ‘’sevgi’’ sözcüğünü kullanmak yerine onlara güzel bir müzikle ve ortak bir anıyı bir ömür boyu unutturmayacak şekilde sunmak sanırım daha güzel ve özel olur düşüncesindeyim.

Hayata müzikle renk ve kalite katmalıyız. Ruhumuzu bundan mahrum bırakmamalıyız…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.