İŞİNİ SEVMEMEK

[su_quote]İşçi geliyor ağaç budamaya,

O ne tafra, o ne krallık,

Bir omuzunda balta, ötekinde ıslık,

Yer değiştiriyor kuşlar dallarda.[/su_quote]

 

Melih Cevdet Anday’ın ‘’Salyangoz’’ isimli şiirinde belirttiği gibi sevdiği işi yapan işçi işi ne kadar ağır olursa olsun ağaç budamaya giden işçi gibi kendini en ağırdan satarak, bu işi benden iyi kimse yapamaz edasıyla ıslık eşliğinde işini yapmaya gider. Yaptığı iş ona eziyet değil keyiftir.

Yaptığı iş sayesinde var olduğunun farkında olanlar o işe dört elle sarılarak bir yandan keyifle işlerini yaparken diğer yandan yok olmamak adına kendilerini geliştirme ihtiyacı hissediyorlar. İşini sevmeden yapan ve o işi zorunluluk olarak görenler ise hem kendilerine hem de içinde bulundukları topluma zarar veriyorlar.

Sevmediğin işi yapmak en zor şeylerden biri olup Türkiye’de geçen yıl yapılan bir anketin sonucuna göre bu konuda ülkemiz insanları rekora doğru yol alıyor ve elemanonline.net’in yaptığı araştırmaya göre çalışanların yüzde 84’ü işinden memnun değil. 11 bin 350 kişi arasında yapılan ankete katılanların yüzde 72’si işini değiştirmeyi düşünürken, sadece yüzde 16’sı işinden memnun. Anketi cevaplayanların yüzde 12’si ise işini sevmediği halde değiştirmeyi düşünmüyor.

Özlem Demirci Duyarlar’a göre, “İstihdamdaki bu sorun eğitim aşamasında başlıyor. Türkiye’de özellikle meslek eğitimleri hala yetersizken, çok fazla lisans mezunu işsiz var. Üniversitelerden yeni mezun olan adaylar, uzun süren iş aramalarının ardından, istedikleri gibi bir iş bulamayarak sevmedikleri işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar. Bu da çalışanların memnuniyetsizlik oranını artıran en önemli etkenlerden biri.”

Bu çok ciddi bir sorun olmakla birlikte ülkemizde maalesef yeteri kadar önemsenmiyor. Ciddi boyutlardaki bu durum, çalışanların psikolojisini olduğu kadar gündelik hayatın kalitesini de olumsuz etkiler. İşini sevmeyenlerin ortaya koyacağı ürün ve hizmet sorunlu olacağı için doğal olarak gündelik hayatın kalitesi de sorunlu olacaktır…

Daniş Navaro, bu önemli konuda şu tespitleri yapıyor: “İnsanın temel içgüdüsü sevdiği şey üzerine konumlanmıştır. Bu bağlamda, insan, gerek zihinsel, gerek bedensel olarak sevmediği bir şeyi yapıyorsa, hoşuna gitmeyen bir işte çalışıyorsa, kendini iyi hissetmediği bir ortamda bulunuyorsa, aslında kendi doğal varoluşuna aykırı bir şey yapıyor demektir. Bu da onda müthiş bir gerilim yaratır. Bu gerilim, hem insanın (bu durumda çalışanın) mutluluğunu, hem iş performansını, hem de çevresiyle kurduğu  ilişkilerini olumsuz etkiler.”

Fotoğrafta yaşlanmış olmasına rağmen tahta kasnağı büken ve elindeki çekiçle çivileri çakarak tespit eden insanı görüyorum. Kimi zaman çekici başparmağına vurup canı yanıyor. Evet, bazen canı yanıyor bazen de çok yoruluyor ama bildiği ve sevdiği işi yaparak, kimseye eyvallah etmeyerek, ekmeğini kazanıyor. Kısaca, işini severek yapıyor olmanın mutluluğuyla çalışan saygın bir esnaf var bu fotoğrafta.

İnsan işini severek yapmalı, bu hem kişiye hem de toplumsal hayata kalite katar. Hangi meslek dalından olursa olsun etrafınızda işini severek yapanları bulun ve onlara destek olun. Unutmayın ki işini severek yapmayan hem kendine hem de çevresine zarar verendir, eylemsel ve düşünsel üretmeyendir.

En Son Yazılar: