SEVGİSİZ EVLİLİK

[su_quote]Bir köşeye mahzun çekilen için,

Yemekten, içmekten kesilen için,

Sensiz uykuyu haram bilen için,

Ayrılık ölümün diğer ismidir.[/su_quote]

 

Cahit Sıtkı Tarancı’nın ‘’ Kara Sevda ‘’ isimli şiirinde belirttiği gibi aşkı yürekten ve bütün gerçekliğiyle yaşayan bir kişi için ayrılık ölümün diğer ismidir. Aşık olunan kişinin yokluğu ölüme eşdeğer görülüyorsa büyük bir aşkla evlenenler neden günümüzde evliliklerinden kısa bir süre sonra boşanıyorlar? Sorun aşkın ne olduğunu bilmemekte mi yoksa aşkı başka yerlerde başka beklentiler içinde aramak mı?

Yeryüzünün en eski kurumlarından birisi olan evlilik çağa ayak uydurmada sorunlar yaşıyor. Aşırı bireysellik ve özgürlüğe düşkünlük, evliliği sarsmakta başı çekmektedir. Boşanma oranlarındaki ürkütücü artış, işlerin bu kurumda yolunda gitmediğini gösteriyor.

Mutlu bir evlilikte sevgi ve saygıya dayalı bir paylaşımın varlığı dikkat çekiyor. Uzmanlara göre; evlilik yoluna sevgi ile çıkmak birkaç adım önde olmak anlamına gelir. Fakat önemli olan evlilik kapısından geçtikten sonraki evre. Zira günümüz evliliklerinde birbirlerine yıllarca derin bir sevgiyle bağlanmış kimseler dahi ayrılmayı tercih edebiliyor.

Bu tarz vakalara defalarca şahitlik etmiş olan Nevzat Tarhan’a göre aşk veya sevgi iyi bir evliliğin sebebi değil sonucu. “Evlilik yoluna aşkla başlamayan kişiler (eğer herhangi bir nefretleri yoksa) evlilik sürecinde iyi bir iletişim ve işbirliğini yakaladıklarında ortaya derin bir sevgi çıkabiliyor. Bunun tam tersine birbirlerini deliler gibi sevdiğini söyleyen çiftler evlilikte kaliteli bir ilişki elde edemediklerinde aşk buhar olup uçuyor… Sevgi ateş gibidir. Yeni evlenenler bu ateşe bakıp sönmez zannediyorlar ve çaba gösterip beslemiyorlar. Beslenmeyince sevgi ateşi zamanla sönebiliyor…”

Günümüzün evliliklerinde sevgi ateşinden çok tüketim ateşine önem veriliyor. Yürüdüğü varsayılan evlilik aslında tüketim ateşi sayesinde yoluna devam etmektedir. Yakıtı biten arabanın durması gibi tüketim ateşi sönen evlilikler de yoluna devam edememektedir.

Fotoğraftaki iki yaşlı insan, sıvasız ve konforsuz bir yuva ortamında mutlu bir birlikteliği yıllardır sürdürüyor olmanın güzel bir örneğini sergiliyor. Doğru insanı doğru zamanda, doğru yerde bulabilmek ve karşılıklı beklentilerin neler olduğunu görebilmek bu birlikteliğin sırrı olsa gerek. Sevgi, saygı ve paylaşımdan oluşan bir üçgen; bu mutluluğu yaşamalarına olanak sağlıyor…

Evlilik kapısından geçmek isteyenler, bu üçgene mutlaka önem vermeli. Arkadaşımın sevgilisi var benim neden yok diyerek ilk gördüğünüzün peşinden sorgulamadan koşarsanız; anne veya babanızın benim çocuğumu ancak bu idare edebilir diye gösterdiğine içinizde hiç bir şey hissetmediğiniz halde evlenmeye kalkarsanız; aileniz zengin birinin çocuğunun okuduğu yere sizi gönderip okutmaya gönderiyormuş gibi yapıp evlenmenizi şart koşmuşsa veya kariyeriniz için ruh ve ten uyumunu dikkate almadan evlenmişseniz o zaman siz aşkın ne olduğunu anlamamış ve aşkı yanlış yerlerde yanlış insanlarda arıyorsunuz demektir. Günümüzün temel sorunu aşkın içinde çıkar ilişkisinin fazlalığı. Bunun sonucu da hızla artan boşanmalar. Bu bağlamda sevgililer gününüzü! kutluyorum.

En Son Yazılar: