TÜRKÜLER VE BEDİA AKARTÜRK

Ülkemizde yöresel kültürü en güzel yansıtan kaynaklardan birisi Türk Halk Müziği’dir. Sözlü halk müziğini temsil eden türküler, bu topraklarda yaşayan insanlarımızın geçmişine, yaşama alışkanlıklarına, değerlerine, sevgi anlayışına, sevinçlere, hasret acısına, yiğitliğe, ayrılıklara, ölüm gerçeğine, yaşanan haksızlıklara ve çilelere dair çok şeyler anlatır…  

Mahmut Ragıp Gazimihal, ezgilere göre usulsüz ve usullü türküler olarak iki ayırım yapıyor: Usulsüz olanlar; divan, bozlak, koşma, hoyrat ve Çukurova’yı içine alan uzun havalardır. Usullü olan türküler grubunda ise genellikle oyun havaları yer almaktadır.

Türküler ülkemizde her geçen gün maalesef kan kaybediyor. Gençlerin türkülere olan ilgisizliği can yakıcı. Kuşaklar arası kopukluk, toplumsal kültüre ve değerlere yabancılaşmada bu ilgisizlik önemli bir role sahip.

Genç türkücü Turgay Başyayla bu konuda şu tespiti yapıyor: “Hızla modernleşen ve sosyal hayatımızı, sohbetlerimizi, aşklarımızı, arkadaşlıklarımızı internette yaşadığımız bir ortamda doğal ve üzücü bir süreci yaşıyoruz. Artık bir çift göze bakarak değil monitörlere bakıp duygularımızı açıklıyoruz. Türküler eskisi gibi dağa taşa denize rüzgâra yakılmıyor. Saf ve temiz duygularla türküler yakılmıyor artık. Dolayısı ile geçmişteki büyük üstatların, âşık ve ozanların duyguları ve kimliği de ilgi görmüyor ve bu güzelliği gençler anlamakta güçlük çekiyor. Belki yeni ve postmodern projelerle bu değerlerimizi tekrar anlatıp bu zenginliği genç nesle aktarabiliriz.”

Ben kendimi türküler konusunda şanslı sayıyorum. Türkülere yönelik ilgi ve sevgimin kaynağını babam oluşturuyor. Türk Halk Müziği’nin güçlü yorumcusu Bedia Akartürk adına İzmir’in Ödemiş ilçesinde bir müzenin var olduğunu öğrenmek beni çocukluk yıllarıma götürdü. Bedia Akartürk’ün seslendirdiği türkülerin babama verdiği mutluluğu hiç unutamam. O mutlu anlara tanıklık ederken bir türkü sevgisi kazanmış oldum. İçinde yaşadığım toplumu tanımama sahip olduğum türkü sevgisi çok yardımcı oldu.

Kerem Sarı, Bedia Akartürk için şunları söylüyor: “Ne güçlü bir sestir o, ne güçlü bir kişilik, ne güçlü bir değerdir o. Ben değerlerine sahip çıkan herkese hayranlık beslerim, Bedia Akartürk belki de bunun en büyük örneklerinden biridir. Sahip olduğu her şeyi korumuş, sahip çıkmış. Bu yüzden çok güzel bir müzesi bile var…”  

Fotoğrafa baktığım zaman halk kültürümüzün saygın bir temsilcisini görüyorum. Bedia Akartürk yıllardır sevdiğim, saydığım kıymetli bir değer. Türkiye’de ne kadar büyük bir sevgiye sahip olduğunu, yedi ilde Fahri Hemşerilik unvanına layık görülmesi ortaya koyuyor. Bedia Akartürk yıllara meydan okuyarak, ömrünü işine adayarak insanları mutlu etmeye devam ediyor.

Türküler iyi ki var. Değerli sanatçı Bedia Akartürk’e mutluluk ve esenlik dolu nice yıllar diliyorum…

En Son Yazılar: